KENAN ÇAMURCU
“Demokratik açılım” | “Demokratik açılım” |
|
|
|
|
İki büyük savaştan bu yanadır “ortadoğu” denip durulan Merkez’e dönük nâzım planlar, fikrî ve insanî bereketiyle temayüz etmiş bu etkileyici iklimin bütün küresel krizlerde her daim ilk müdahale edilecek havzalar listesinin başında yeraldığını gösteriyor. Şu halde meselenin hakikatini doğru tespit edelim: Hegemonik iradenin ihtiraslı emeli ve hedefi hep Merkez’in istimlakiyle ilgilidir ve bu işin kendinden menkul meşruiyeti de Judeo-Hıristiyan ‘ben idraki’nin kelam (teoloji) mevzularına dahil edilerek mümkün kılınmıştır.
Öyleyse Merkez’in ailevî Kürt meselesinin nasıl olup da Judeo-Hıristiyan kelamının siyasal meselelerinden biri haline getirildiği tahlil edilmeden Türkiye’deki “demokratik açılım”a nefes ve mesafe aldırılabilmesi güç gözüküyor. Bu satırların yazarı, muhtelif vesilelerle Kürt meselesini Merkez’in tüm Kürt sorunlarının bir parçası olarak ele alırken ve çözüme giden yolun da bütün bu sorunların tamamının en uygun biçimdea hizalanmasından geçtiğini savunurken esas itibariyle meselenin sadece Türkiye’ye veya bölgedeki diğer siyasî başkentlerin her birine has olmadığını ifade etmeye çalışmaktadır. O nedenledir ki mesela Irak’ta ayrılıkçılık suretinde tezahür ve cereyan eden Kürt meselesine tam destek verilirken, Türkiye’de büyük ihtiyacın birlik içinde demokratikleşme olduğundan bahsedilmesi Ankara’nın hale yola koymaya çalıştığı “demokratik açılım”ın mevcut kimlik karmaşasını doğru yerinden tutmamıza engel çıkarabilir. Masamızda cevapsız onlarca soru var ve “demokratik açılım”ın küresel nâzım planının bölgedeki istimlak niyetiyle ilgisi olmadığını anlatan hiçbir izah en azından nüfusun yarısını ikna edemiyor. Aklı erenlerin bir kısmına göre ortada köklü ve sarsıcı bir “etnos” meselesi var (“Kürt kimliği tanınmalıdır”), diğer bir kısmına göre ise “site” sorunuyla karşı karşıyayız (“Bir tek Kürt yaşamasa bile Diyarbakır Kürt şehridir/toprağıdır). Ama başka aklı erenler meseleye asıl “etno-site” nazarıyla bakılmazsa işin içinden çıkılamayacağını tavsiye ediyor (“Türkler ve Kürtler, iki kurucu halk olarak anayasayı yeniden yapmalıdır”). “Demokratik açılım”, Suriye’ye baktığında “etnos” sorununu, Irak’a baktığında da “site” sorununu teşhis ediyor, ama daireyi tamamlayıp başlangıca döndüğünde İran’daki terörizm tezahürünü kendisi için en münasip Kürt sorunu olarak benimsiyor. Fakat burada ihmal edilen büyük fark, İran Kürdistan’ında Kürt örgütlerinin umutsuz ve sosyolojisiz terörizmine karşılık Türkiye’deki terörizmin kendisini bütün bir Batı yakasına “savunma” mazeretiyle kabul ettirebilmiş olmasıdır. Hal böyle olunca “voralma hakkını savunan” bir halkın/kavmin “ulus” olma hakkını tartışmak kolaylaşıyor. “Demokratik açılım”a muhalif muhitlerin aklına uyup Kürtler kavim de sayılmayarak ikinci bir ulus ve vatan icat edilmesinin önüne radikal biçimde geçilebilir kuşkusuz. Nitekim bu muameleye emsal oluşturması önerilen Irak’ta Mezopotamya’nın yerli kavmi olmaktan çıkarılıp Arapların karşısında (anti-tez, anti-dot?) ikinci “ulus” yapılan Kürtler, Irak ülkesinin bu hakikate göre tarif ve tasnif edilmesi gerektiğini masadan hiç çekmedi. Suriye, Irak örneğine karşı bünyeyi dirençli kılmak için malum tasavvurundan vazgeçmiyor. İran’da hiçbir kavim ulus kabul edilmediğinden o diyarın Kürt sorunu ne etnos, ne site, ne de etno-site meselesi olarak tecelli ediyor. Türkiye ise ne kavim zenginliğini “İran” gibi “ortak vatan”daşlık ve aidiyet ruhu içinde tarif edebilmiş bir kültürel iklime ve siyasal şemsiyeye sahip, ne de güçlü tarihinden tevarüs ettiği “sınırlı merkez-güçlü mahalli idare” geleneğine dayanan muhayyileyi ihya etmeye niyetli. Liberal ve muhafazakar çevrelerin “etnos” sorununu manivela yapıp demokratik atmosfere biraz daha oksijen enjekte etmeye çalışması işi daha bir sarpa sardırıyor. Bu karmaşa yetmezmiş gibi PKK/DTP’de hakim hissiyat da, sınır aşan büyük etno-sitenin etno ve site bakımından bu kadar bütünleşik ve birleşik yapısının neden modern zamanların tek anlamı olan kendi kaderini belirleme hakkına göre bir ulusal devlete tahvil olamadığını soruyor en saf şaşkınlığıyla. Özgün Duruş gazetesi, 2 Ekim 2009 |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| Kutsal Topraklara Ziayeret |
|
KERBELA,ŞAM,MEŞHED, Ziyaret için gidilecek Tarih : EKİM 2010 Müracaat: |
| KURSLARIMIZA KAYITLAR BAŞLAMIŞTIR. |
|
KUR’AN-I KERİM KURSU BİLGİSAYAR KURSU YABANCI DİL KURSU(İNGİLİZCE, ARAPÇA, FARSÇA) KİŞİSEL GELİŞİM BAYANLARA YÖNELİK MESLEK EDİNDİRME KURSU Müracaat: MERKEZ EHLİBEYT IŞIKLI CAMİİ www.karsehlibeyt.org |
| Değerli site ziyaretcileri... |
|
Sitemizin bütün bölümlerine erişmeniz için mutlaka üye olmanız gerekmektedir. Ücretsiz Üyelik işleminizi yaparak : Yardımlar Listesine,Sohbet Bölümüne,Soru ve cevap Bölümüne ve sadece üyelere açık olan bütün bölümlere ulaşabilirsiniz. Üye olmanızı önemle rica ederiz. Camimize Aşağıdaki Bankalar Aracılığıyla Bağış Yapabilirsiniz. Yapı kredi Bankası Kars Şb : 805.08.264 Web : www.isiklicamii.org ve www.karsehlibeyt.org e-mail : Bu e-Posta adresi istenmeyen postalardan korunmaktadır, görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir. Bu e-Posta adresi istenmeyen postalardan korunmaktadır, görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir. İletişim : 0474 223 35 38 |
| Sevval |
| 1 Cuma |
| 1431 Hicri |
![]() |
|
|
---------------------------------- |
![]() |
|
|
---------------------------------- |
![]() |
|
|
---------------------------------- |
![]() |
|
|
---------------------------------- |
![]() |
|
|
---------------------------------- |
![]() |
|
|
---------------------------------- |
![]() |
|
|
---------------------------------- |
![]() |
|
|
---------------------------------- |
![]() |
|
|
---------------------------------- |
| Bugün | 308 |
| Dün | 345 |
| Bu Hafta | 1390 |
| Bu Ay | 3041 |
| Tüm Zamanlar | 86749 |
![]() | 690 Kayıtlı Üye |
![]() | 0 Bugün |
![]() | 4 Bu Hafta |
![]() | 5 Bu Ay |
![]() | Son Üye: kenan hasdemir |